Okyanus Ana Okulu

Okyanus Blog

Mandala Eğitimi

Günümüzde çocuklardan birçok şey yapmasını isteyerek onları çeşitli stres faktörüyle karşı karşıya getiriyoruz. Mandala, çocuklara: 'Ben senin için şu an buradayım ve seninle güzel bir şeyler yapmak istiyorum.' demenin güzel bir yöntemidir. Mandala; daire veya merkez anlamına gelir. Belirgin bir şekilde duran merkez noktası etrafına şekiller ve desenler yerleştirilmiştir. Klasik müzik eşliğinde dıştan içe veya içten dışa boyanan mandala, çocukları sakinliğe ulaştırır, rahatlatır. Bu çalışmadan sonra yapılan grup çalışmalarında; çocukların dikkat ve konsantrasyonunda, uyum sağlamalarında ve dersi dinlemelerinde olumlu etkiler görülmüştür.

Eğitsel Geziler

Eğitsel gezilerimiz okul saatleri içerisinde yapılacaktır. Belirlenen Tema ve Proje kapsamında gelişimlerine uygun farklı alan ve mekanlara gezi yapılarak, gezilerimiz aracılığı ile öğrenmenin doğal ortamlarda, yaparak yaşayarak gerçekleşmesi hedefine destek olunmaktadır.

Okul Öncesinde Eğitim Yaklaşımları

Çeşitli ülkelerde farklı anlayışlar doğrultusunda oluşturulmuş ve günümüzde anaokulu eğitiminde kullanılan birçok program bulunmaktadır. Her programın farklı eğitim anlayışı, öğretmen yetiştirme sistemi, materyal seçimi ve sınıf düzeni vardır. Okullar, bu programlardan birini ya da birkaçını seçerek eğitim uygulamalarını gerçekleştirirler.

High / Scope Yaklaşımı

High/Scope eğitim yaklaşımı, bütün öğrencilere anlamlı ve gerçekçi eğitim deneyimleri yaşatma düşüncesini öne çıkaran gelişimsel bir çerçevedir. Okul öncesi ve ilköğretime yönelik, bilimsel araştırmalara dayalı bir eğitim sistemidir. High/Scope’un temel ilkesi 'etkin öğrenme'dir. 'Etkin öğrenme', öğrenme ortamı, günlük program, içerik, yetişkin-çocuk ilişkisi ve değerlendirme High/Scope ilköğretim eğitim yaklaşımının birbiriyle ilişkili altı öğesidir. Gelişimsel eğitim yaklaşımlarının temel öğesi olan etkin öğrenme, bu altı öğenin ortasında yer almaktadır ve bütün diğer öğelerin temelidir. Etkin öğrenmede çocuk; insanlar, nesneler, olaylar ve fikirlerle doğrudan ilişki kurar. Etkin Öğrenmeyi desteklemek için High/Scope okullarında çevre düzeni ve araç gereç önem kazanır. High/Scope sınıfları çocukların yaş ve ilgilerine göre değişik oyun ve ilgi alanlarına ayrılmış (Örn. fen, matematik, kitap, sanat ve evcilik köşeleri) ve tüm alanlar bol ve çeşitli araç gereçlerle donatılmıştır. High/Scope sisteminde tutarlı bir günlük program uygulanır ve çocukların programı takip edebilmesi sağlanır. Günlük program, özellikle anaokulunda/ana sınıfında küçük ve büyük grup zamanları ve çocuk tarafından başlatılanlar öğretmenin başlattığı etkinlikler açısından dengeli olmalıdır. Günlük programın en önemli etkinliği 'Planla- Yap- Hatırla' zamanıdır. Her çocuğun ne yapacağını planladığı, uyguladığı ve sonradan da deneyimlerini arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı bu süreç; öğretmenin öğrencisinin gelişimini izlediği, değerlendirme ve planlama açısından çok önemli bir saattir.

Reggio Emilia Yaklaşımı

Farklı alanlardan birçok bilim insanının Reggio Emilia yaklaşımına katkısı olmuştur. Bunların arasında en önemlileri Bruno Ciari, John Dewey, Jean Piaget, Lev Vygotsky’dir. Bu bilim insanları Reggio Emilia teorisyenleri yaklaşımı yapılandırırken Piaget’in bilişsel ve ahlak gelişimi aşamalarından yararlanmışlardır. Bruno Ciari, İtalya’da 1950’li yıllarda başlayan 'işbirlikli öğrenme' hareketinin öncüsüdür. Okulların, çocukların enerjilerini cömertçe kullanabilecekleri nitelikte olması gerektiğini, bunun çocukların gelişimleri açısından önemli olduğunu belirtmiştir John Dewey,okullarda proje tabanlı öğrenme uygulamalarının gerektiğini savunmuş ve eğitim, öğretim etkinliklerinin aktif ve geliştirici olması gerektiğini, çocukların demokratik bir ortamda eğitim almalarının onların her alandaki gelişimleri açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. Lev Vygotsky, çocukların öğrenme projelerine yetişkinlerin de aktif olarak katılımcı olduğu bir eğitim ortamının gerekliliğini, çocukların sosyal ortamlarda daha sağlıklı öğrenebileceğini örneğin partnerlerinin de bilgileriyle öğrenmelerinin güçlenip gelişeceğini savunmuştur. Bu görüşlerden hareketle Reggio Emilia yaklaşımının temel görüşleri ortaya çıkmıştır.

Montessori Yaklaşımı

Montessori felsefesinin temeli; çocuğun ileride olacağı kişiyi, potansiyel olarak içinde taşıdığı düşüncesidir. Her çocuk, kendine özgü bir gelişime sahip bireysel bir kişiliktir. Çocuğun bedensel, entelektüel ve duygusal potansiyeline tam anlamıyla ulaşması için özgürlüğe ihtiyacı vardır. Ama bu özgürlük, düzen ve öz disiplin yoluyla erişilecek bir özgürlük olmalıdır Montessori yaklaşımına göre çocuk; içi yetişkinler tarafından doldurulacak boş bir kâse değildir. 'Konsantre olabilme ve uzun süre yoğunlaşabilme, irade disiplini ve olumlu sosyal davranış, öğrenme hevesi ve düzenli düşünme, hissetme ve hareket etme' özelliklerine sahiptir. Montessori’nin eğitim yaklaşımında çocuğun beş duyusunun eğitimi yoluyla aşamalı öğretim amaçlanmaktadır. Bir Montessori sınıfında, 'evcilik' anlayışı yerine, her davranışın gerektirdiği gerçek materyallerle ‘çalışmak’ ön plandadır. Çocuklar oynarken (aslında çalışırken) sınıf düzeninden ve malzemelerin korunmasından da sorumludurlar

Çocuk Zeka Kuramı

Prof. Dr. Howard Gardner 1983’te ortaya attığı 2Çoklu Zekâ Kuramı'na göre zekânın sekiz türü vardır. Zekâ tek değildir, çok yönlüdür. Her birey dinamik zekânın eşsiz bir karışımıdır. Zekânın gelişimi gerek bireysel, gerekse bireyler arasında çeşitlilik gösterir. Her birey çok yönlü zekâyı tanıma ve geliştirme olanaklarına sahiptir. Zekâların her biri diğerinin artırılması için kullanılabilir. Geçmişteki kişisel yaşantıların yoğunluğu ve ayrışması, tüm zekâlarda bilgi, inançlar ve beceriler için ölçüdür. Tüm zekâlar, yaş ya da çevre farkı gözetmeksizin, daha gelişmiş bir insan olmaya, farklı kaynaklar ve potansiyel kapasiteler sağlar. Tek bir zekâ alanı varlığı çok seyrek görülür. Çok yönlü zekâ hakkında bilgilerimiz arttıkça tüm zekâ listeleri değişmeye adaydır. 'Çoklu Zekâ Kuram'ı eğitime uygulanırken dikkat edilmesi gereken prensipler: Zekâ öğretilebilir. Her insanın güçlü zekâları vardır.Her insanın zayıf zekâları vardır. Zayıflıklar güçlendirilebilir. Kişinin zekâsı parmak izi gibi benzersizdir.

Proje Yaklaşımı

University of Alberta ve University of Illinois’de geliştirilen 'Proje Yaklaşımı', çocukların ilgi ve merak duydukları konuların öğretmen önderliğinde ve grup çalışmasıyla derinlemesine incelenmesidir. Proje çalışmalarında konu seçimi önemlidir. Konunun; çocukların merak ettikleri, halen var olan bilgilerinin üzerine yeni bilgiler ekleyebilecekleri, değişik gelişim alanlarında zengin deneyimler yaşayıp becerilerini geliştirebilecekleri nitelikte ve gerçek hayattan olması, bir projenin zevkli ve öğrenme açısından zengin olmasını sağlar.

Okul Öncesi Eğitim Modelimiz

Okul öncesi dönemin; öğrenme potansiyelinin en yüksek olduğu ve kişiliğin temelinin oluştuğu dönem olduğu, tüm eğitim bilim uzmanlarınca kabul edilir. Her çocuğun sahip olduğu yetenek ve becerilerle birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemi olduğunu, bu nedenle her çocuğun kendi hızında gelişip kendine özgü yöntemlerle öğrendiğini ve farklı yollarla kendisini ifade ettiğini biliyorduk. Bu nedenle Bergama Okyanus Anaokulu olarak, bilginin kalıcı olmasını, içselleşmesini ve her çocuğun bütün gelişimsel alanlarını desteklemesini hedefledik ve tüm bu bilimsel verilerin ışığında okul öncesinde uyguladığımız eğitim programımızın çatısını, Jean Piaget’in bilişsel-gelişim teorisine dayalı etkili ve farklı öğrenme alanlarına hitap eden okul öncesi programlarının (High-scope , Montessori, Reggio Emilia, Çoklu Zeka ve Proje Yaklaşımı) bir sentezini yaparak Yaparak Yaşayarak öğrenilen bir eğitim felsefesini oluşturduk. Tüm çalışmalarımızı, planlarımızı bu felsefe üzerine kuruyoruz. Çok yönlü gelişimi destekleyen, süreç odaklı bu programda öğrenci merkezdedir. Bir öğrenme etkinliği ne kadar çok duyu organına yönelik olursa öğrenme o kadar verimli ve kalıcı olur ilkesinden hareketle görsel, işitsel ve kinestetik (dokunma, tat alma ve bedenle ilgili) etkinlikleri kapsayan bir program uygulayacağız. Öğrencilere kazandırılmak istenen temel bilgi ve beceriler, öğrencinin etkin katılımının sağlandığı, uygulamalı ve bütünleştirilmiş disiplinler arası çalışmalar olarak yapılmaktadır. Bu anlayışla uyguladığımız eğitim programımızda, öğrenciler, öğrenmede ezber yerine beş duyularını kullanarak, araştırarak, keşfederek ve tartışarak, yani yaşayarak öğreniyor. Eğitim alanında tüm dünyanın sürekli araştırma ve gelişim içinde bulunduğunu biliyoruz. Daima en iyiye en güzele ulaşmak için çalışmalarımız hep sürecek.

Çocuk Gelişiminde Okul Öncesi Eğitim Neden Önemlidir?

Gelişim, birbiriyle etkileşim içerisinde olan farklı alanlarda (bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor) ilerleyen bir süreçtir. Yaşamın temeli olan okul öncesi dönem, öğrenme potansiyelinin en yüksek olduğu ve kişiliğin temelinin oluştuğu önemli bir gelişimsel süreçtir. Bu dönemdeki kazanılmış tutum ve davranışlar daha sonraki öğrenme ve gelişimleri doğrudan etkilemektedir ve kazanılan beceriler yenileri için bir temel oluşturmaktadır. Bilişsel, sosyal, duygusal ve fiziksel gelişim alanlarında ilerleyebilmek için çocuğun doğru eğitim ve öğrenme ortamlarında bulunması, becerilerini ve yeteneklerini geliştirebilecek deneyim fırsatlarına sahip olması gerekiyor. Yapılan araştırmalar insan hayatı boyunca kazanacağı niteliklerin % 60’ını bu dönemde kazandığını göstermektedir. 17 yaşına kadar olan zihinsel gelişmenin % 50’sinin 4 yaşına, %30’unun ise 4 yaşından 8 yaşına kadar oluştuğu, 18 yaşına kadar gösterilen okul başarılarının % 33’ünün 0-6 yaşına kadar alınan eğitime bağlı olduğu araştırmalarla da kanıtlanmıştır. Yani çocukluk yıllarında kazanılan davranışların büyük bir kısmı yetişkinlikte bireyin kişilik yapısını; tavır, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirmektedir. Ayrıca beyin gelişiminde, öğrenmeye katkısı olan sinir hücreleri arasındaki bağlantıların oluşumu ve bu oluşum içinde okul öncesi dönemde karşılaşılan uyaran ortamı çok önemlidir. Çocuklar bu dönemde ne kadar çok ve kaliteli uyaranla karşılaşılırsa, farklı kişi ve nesnelerle etkileşimde bulunursa beyindeki ilgili hücreler arasında o kadar çok ve kaliteli bağlantılar oluşmaktadır. Böylece çocuğun farklı alanlarda potansiyelini ortaya çıkarabilmesi de mümkün olmaktadır. Bu dönemde yapılan eğitim, yaşam boyu sürecek olan öğrenmenin temelini oluşturacağı için çocuğun bu dönemde karşılaşacağı tüm olanaklar, en az kalıtımsal özellikleri kadar önemli olacaktır. Bu nedenle anaokulu/ana sınıfı eğitim programları çocuğun zihinsel, sosyal, bilişsel ve duygusal gelişimini destekleyebilmelidir. Oyun, çocuklar için önemli bir ihtiyaçtır ve çocuklar bu ortamı en çok okul öncesi dönemde bulur, akran gruplarıyla işbirliğini geliştirir. Yine bu dönem çocukların kendi haklarını korurken başkalarının özgürlüğünü zedelememeyi en iyi öğrendiği dönemdir. Anaokulları bilgi aktarımından çok, sözel faaliyetlerin geliştirildiği ve çocuğun yeteneğinin ortaya çıkarıldığı ortamlar olmalıdır.

Etkin Öğrenme Nedir?

Okul öncesi dönemde, beş duyu ve kas sistemi öğrenmede önemli rol oynar. Duyuları ve kas sistemini çalıştıran etkin deneyimler yoluyla öğrenilen bilgiler kalıcı olur. Doğrudan deneyimle yani yaparak yaşayarak elde edilen bilgiler, çocukta etkili zihinsel yapılanmaları oluşturur. Yaparak yaşayarak öğrenme yapılanlar üzerinde düşünme, içsel motivasyonla keşfedip üretme ve problem çözme etkin öğrenmenin önemli parçalardır. “Etkin Öğrenme” felsefesi gereği, farklı öğrenme alanlarını ve yaşantılarını seviyelerine uygun gezilerle desteklemeyi gerektirir.

Okyanus Anaokulu